PROLOTERAPİ TEDAVİSİYLE SAĞLIKLARINA KAVUŞUYORLAR

Hasan AKYILDIZ/KIRIKKALE, (DHA)- KIRIKKALE Yüksek İhtisas Hastanesi'nde uygulanmaya başlanan 'proloterapi' tedavisi ile kronik eklem ve kas rahatsızlığı çeken hastalar, şekerli su enjekte edilerek tedavi edilip sağlığına kavuşuyor. 

Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinde 3 ay önce 'Tamamlayıcı Tıp Hizmetleri' adı altında 'proloterapi' uygulaması başlatıldı. Bel, boyun ve kas ağrıları çeken; ancak fizik tedavi ve ilaç tedavisinden fayda görmeyen hastalara uygulanan 'proloterapi' tedavisi, kas ve iskelet sistemi ağrıları ile bel ve boyun fıtığı yaşayan hastalarda olumlu sonuç veriyor. Hastanede 3 ayda yaklaşık 500 hastaya 'proloterapi' tedavi yöntemi uygulandı. Bu tedavi yöntemini öğrenen çevre illerden çok sayıda hasta da hastaneye başvurdu.

Anastezi Uzmanı Doktor Murat Taş, 'proloterapi' tedavisi ile ilgili bilgiler verdi. 'Proloterapi' yönteminin, iskelet kas sisteminin, bağların, liflerin ve yumuşak dokuların tahribatıyla oluşan eklem rahatsızlıklarının tedavisinde kullanıldığını belirten Taş, şöyle konuştu:

"Proloterapiyi, kireçlenmeler, boyun ve bel gibi bölgelerin fıtıklaşmasıyla oluşan ağrılar, ameliyata kadar götürebilecek iskelet kas sistemindeki yırtıkların alternatif bir tedavi yöntemi olarak hastalarımıza sunmaktayız. Hastalarımız daha çok diz, bel, boyun, omuz ağrıları gibi, yırtıkların ve fıtıkların olduğu kronik ağrılarla bize başvuruyorlar. Bu hastalarımızın sistematik bir muayenesini yapıyoruz. Hastalarımızdaki tahribatın durumuna göre 4 seansla tedavimiz başlıyor. Daha ileri seviyede tahribatı olan hastalarımızda 8 seansa kadar çıktığımız da oluyor. Her seansın arasına 3-4 hafta koyuyoruz. Hastalarımızın tedavisinde şekerli serum olarak tabir ettiğimiz bir madde uyguluyoruz. Bu vücuda bir uyarı sistemine tabi tutuyor. Vücutta suni bir tahribat oluşturarak doku tamirini devreye sokuyor. Bir nevi hasarlı bölgeleri tespit edip bu serumu aşılıyoruz. Bu serumla esas tedaviyi sağlayan kendi doku tamiri hücrelerimizin oraya toplanmasını sağlıyoruz. Böylelikle yenileme ve rejenere etme sürecini belirtmiş oluyoruz. Hastalarımız özellikle kas sistemindeki, iskelet sistemindeki hareket kabiliyetinin açılması ile rahatlıyorlar. Özellikle hastalarımız daha fazla merdiven yürüdüklerini, yürüyüş yaptıklarını dile getiriyorlar" dedi.

'HASTALARIMIZA UMUT KAPISI OLDUK'

Tedavinin ardından hastaların yataklarında rahatça uyuduklarını ve yataktan çok daha rahat kalkabildiklerini belirten Taş, "Şu anda kronik ağrı çeken hastaların özellikle Antalya, Mersin, Yozgat, Ankara ve diğer bir çok şehirden hastanemize gelmeye başladı. Ameliyat olmak istemeyen hastalarımıza umut kapısı olduk. İlk etapta 10 hastaya bakarken bugün bu rakam günlük 60 hastaya yaklaştık" ifadelerini kullandı.

HASTALARDA MEMNUN

Ayaklarındaki kireçlenme dolayısıyla hastaneye başvuran İlker Irmak, "Ayaklarımdan rahatsızdım, özellikle namaz kılarken zorlanıyor yürüyüş dahi yapamıyordum. Akrabalarımın tavsiyesi üzere geldim. Buraya gelmeden önce günde iki defa ağrı kesici kullanıyordum. Sabahları 15 dakika belimin kilitlenmesinde ayağa kalkamıyordum. Şimdi çok hafif bir egzersizden sonra normal yaşantıma devam ediyorum" şeklinde konuştu.
KAYNAK CNN TÜRK 



ANKARA' DA FELÇLİ HASTA PROLOTERAPİ İLE AYAĞA KALKTI

A'da oturan Tülay Öztürk (52), 3 yıl önce bel fıtığı ameliyatının ardından kısmen felç oldu. Sağ tarafını kullanamayan ve yatağa bağımlı yaşayan Öztürk, 'proloterapi' tedavisi ile 1 yılda ayağa kalkarak, yürümeye başladı.

Ankara'da yaşayan evli ve 2 çocuk annesi Tülay Öztürk, 1996 yılında 2'nci çocuğunu dünyaya getirdiği sırada bel fıtığı oldu. 2015 yılına kadar bel ağrılarını egzersiz ile geçiştirmeye çalışan Öztürk'ün, aynı yıl sağ topuğunda şiddetli ağrı oluştu. Öztürk, bunun üzerine birçok hastane ve doktora başvurdu. Son olarak 'ta bulunan özel bir hastaneye giden Öztürk, topuğundaki ağrının belindeki problemden dolayı olduğunu öğrendi. Burada ailesiyle ve yakınlarıyla görüştükten sonra topuğundan ameliyat olan Öztürk'ün, iddiaya göre sağ ayağı felç oldu. Sağ tarafını kullanamayan ve yatağa bağımlı yaşayan Tülay Öztürk, 2 yıl sonra GATA'ya başvurdu. Öztürk'e burada, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezi Başkanı Uzman Doktor İlker  tarafından 'proloterapi' tedavisi uygulandı. Öztürk, uygulanan tedavi ile 1 yılda ayağa kalkarak yürümeye başladı.

'AĞRILARIM ÇOK HAFİFLEDİ'

Tülay Öztürk, ilk ameliyatın ardından sağ bacağını hissetmediğini, 2 yıl boyunca yatağa bağımlı yaşadığını söyledi. Öztürk, Umutsuzdum. Hayatın benim için artık bittiğini düşündüm. En sonunda tesadüfen GATA'ya geldim. Burada İlker hocamla tanıştım ve 120 gün süren fizik tedavi, koru iğneleme ve 18 seans manuel terapi aldım. İlker hocamdan Allah razı olsun. Proloterapi ile düzeldim. Şu anda günlük hayatımı kimsenin desteği olmadan sürdürebiliyorum. Ağrılarım çok hafifledi ve gayet rahatım dedi.

'PROLOTERAPİ İLE HASTAMIZIN SONUÇLARI GÜZEL GELMEYE BAŞLADI'

Doktor Solmaz ise, Öztürk'ün kendilerine bel fıtığı ameliyatı sonrası sağ bacağını kullanamadığı şikayeti ile başvurduğunu söyleyerek, şöyle konuştu Proloterapi uygulaması ile yaptığımız tedavi neticesiyle hastamızın günlük faaliyetlerini rahatça yapabilmesini sağladık ve hastamız şu anda ameliyat olmadan önceki haline döndü. İlk geldiğinde tekerli sandalye ile gelip, bastonla ayağa kalkabiliyordu. Sağ bacağının üzerine basamıyordu. Çünkü ciddi duyu ve kuvvet kaybı vardı. Kendisini muayene ettiğimizde aslında çok net bir sonuç alamama ihtimalimizin olduğunu da söyledik. Fakat tedaviye başladık ve bu sonuçlar güzel gelmeye başladı.

'BİZ ASLINDA YALANCI BİR ENFEKSİYON YARATIYORUZ'

Doktor Solmaz, 'proloterapi' tedavisi ile ilgili olarak ise şu bilgileri verdi

Bu tedavi yönteminde şekerli serumu, hasarlı olan bölgelere enjekte ediyoruz. Enjekte ettiğimiz bölgelerde vücuda bir uyarı yayılıyor. Bu uyarı bu bölgelerde 'enfeksiyon var' algısı veriyor ve biz aslında yalancı bir enfeksiyon yaratıyoruz. Vücut tarafından yalancı enfeksiyon olarak algılanan bölgenin tekrardan tamir edilmesini sağlayıp burayı egzersizler ile kuvvetli hale getiriyoruz. Böylelikle hastayı sanki hiç o rahatsızlık olmamışçasına 15-20 sene öncesine döndürüyoruz. Bu tedavi yöntemi ortalama 4-6 seans sürüyor.
KAYNAK : HABERLER.COM


PROLOTERAPİ TEDAVİSİ AMELİYAT ÖNCESİ SON BASAMAK

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Doğan:- "Fizik tedavi ve ilaç tedavisinden fayda görmeyen hastalara ameliyat öncesinde proloterapi (yumuşak doku hasarlarının enjeksiyon kullanılarak tedavi edilmesi) tedavisini cerrahi ve fizik tedavi arasında bir

İSTANBUL (AA) - ZEYNEP RAKİPOĞLU - Denizli Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Ünitesi (GETAT) Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hasan Doğan, proloterapiyi (yumuşak doku hasarlarının enjeksiyon kullanılarak tedavi edilmesi) fizik tedavi ve ilaç tedavisinden fayda görmeyen hastalara ameliyat öncesinde cerrahi ve fizik tedavi arasında bir basamak olarak uyguladıklarını belirterek, "Eklem, bel ve boyun fıtığı gibi kas iskelet sisteminin bulunduğu bölgelere iğneyle enjekte ettiğimiz proliferatif tıbbi madde, orada lokal bir inflamasyona (koruma girişimi) neden olarak, iyileşmeyi sağlıyor." dedi.

Bilimsel Proloterapi Derneği Kurucu Başkanı da olan Doğan, Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi'nde AA muhabirine yaptığı açıklamada, "proloterapi"nin zedelenen eklem, tendon ve kaslara uygulanan etkili bir tedavi yöntemi olduğunu ve 2012'den beri bu alanda eğitim verdiklerini söyledi.

Ortopedik rahatsızlıkları olan hastaları ameliyat, artroskopi gibi klasik tıbbi yöntemlerle tedavi ettiklerini fakat iyileşmeyen hastalarda bir tıkanıklık meydana geldiğini aktaran Doğan, "Proloterapi, ortopedik rahatsızlıkları olan hastaların eklemlerine yaptığımız bir enjeksiyon metoduyla bu eklemlerin tekrar eski sağlığına kavuşmasını ortaya çıkaran rejeneratif (yenileyici) tıbbi bir tedavi. Modern dünyada uygulanan, bilimsel ve kanıta dayalı olan bir metodun ülkemize gelmesine öncülük ettik." diye konuştu.

Diz ağrısı sebebiyle fizik tedaviye giden ve iyileşemeyen bir hastanın ameliyat olmak zorunda kaldığını ifade eden Doğan, bel ve boyun fıtığı ile diz ameliyatlarında başarı oranlarının çok yüksek olmadığını savundu.

- "Proloterapi, erişkin yaşlarda hayat kurtarıcı bir metot"

Proloterapi tedavisinin aşınan kıkırdaklara enjeksiyon tekniğiyle uygulandığını belirten Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Fizik tedavi ve ilaç tedavisinden fayda görmeyen hastalara ameliyat öncesinde proloterapi tedavisini cerrahi ve fizik tedavi arasında bir basamak olarak uyguluyoruz. Eklem, bel ve boyun fıtığı gibi kas iskelet sisteminin bulunduğu bölgelere iğneyle enjekte ettiğimiz proliferatif tıbbi madde, orada lokal bir inflamasyona (koruma girişimi) neden olarak, iyileşmeyi sağlıyor. Topuk dikeni, donmuş omuz, tenisçi dirseği, golfçü dirseği, eklem ve sinir sıkışmaları, tarsal tünel sendromu, karpal tünel sendromu gibi çok yaygın lokomotor sistem hastalıklarında kullanılan bir yenilenme tedavisi. Kronik rahatsızlığı olan hastalara hekim mecburen kortizon veriyor, bu da kemik erimesine sebep oluyor. Kemik erimesinin özellikle erişkin yaşlarda protezden başka çaresi yok. Bu hastalarda proloterapi, hayat kurtarıcı bir metot."

Proloterapi tedavisinin başarı oranının Türkiye'de ve dünyada yüzde 80 olduğuna dikkati çeken Doğan, bu metodun Sağlık Bakanlığı bütçesine ve sağlık harcamalarına çok büyük katkısı olacağını, ekonomik, vicdani ve iş gücü açısından topluma kazanç sağlayacağını ifade etti.

Op. Dr. Doğan, hasta profillerinin çeşitli tedavilerle iyileşemeyen bütün hasta gruplarından oluştuğuna dikkati çekerek, "Kan sulandırıcı alan bir hastaya bu tedaviyi uygulamıyoruz. Fakat şeker hastalarında çok faydalı bir tedavi yöntemi. Hekim klasik tıbbi hekimliğini yapıp, bunun üzerine proloterapi eğitimini ve bilgisini eklediğinde bu sürdürülebilen, her açıdan da faydalı bir metot." değerlendirmesinde bulundu.

 

- "Ağrının nedenini tedavi ederek, ortadan kaldırıyor"

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezi (GETAT) Başkanı Dr. Öğr. Üyesi İlker Solmaz da bu tedavi yöntemine gerekli ilginin gösterilmediğini fakat yıllar içerisinde yaptıkları faaliyetlerle hastaları tedavi ederek, hekimleri ise eğiterek proloterapiyi yaygınlaştırdıklarını anlattı.

Oldukça yoğun bir hasta kitleleri olduğunu ifade eden Solmaz, "Bize gelen hastalar genelde baş, boyun, sırt, bel, diz, omur gibi kas iskelet sisteminin bulunduğunu bölgedeki kronik ağrı şikayetleri olan kişiler. Boyunda ve belde fıtık bir sonuç, neden değil. Biz proloterapi uygulamasında kullandığımız 'dekstroz' adını verdiğimiz şekerli bir serumla olayın nedenini tedavi ediyoruz. Bunu aynı şekilde diz ve kalça, migren ağrısı, kronik ağrılar, bel boyun fıtıkların, romatizmal hastalıklarda da kullanıyoruz. Operasyon geçirmiş ya da geçirmemiş tüm hastalarda uyguluyoruz ama özellikle ameliyat öncesi uygulanabilecek bir tedavi yöntemi. Bu tedavi ağrı kesmiyor, nedeni tedavi ederek ortadan kaldırıyor. Proloterapi ağrı kesme değil, nedeni tedavi etme yöntemi." ifadelerini kullandı.

Dr. Solmaz, proloterapinin çok fazla spor yapan insanlarda hastalığı önleme amaçlı da uygulandığını vurguladı.

- "Ortalama 4-6 seansta iyileşme sağlıyor"

Tedavide enjekte edilen "dekstroz" adı verilen şekerli serumun herhangi bir yan etkisinin bulunmadığını belirten Solmaz, şöyle konuştu:

"Uygulama yöntemiyle de çok yan etkisi olan bir tedavi yöntemi değil. Diğer enjeksiyon yöntemlerinin yan etkilerinden farklı bir yan etkisi yok. Ortalama 4-6 seansta iyileşme sağlıyor ama 2 seansta da düzelen var, 10 seansa kadar da uzayan var. Tedavi ayda bir ya da 3 haftada bir uygulanıyor. Amacımız, vücudun unuttuğu hasarlı bölgeyi bedene tekrardan hatırlatıp, o bölgenin beden tarafından tamir edilmesini sağlamak, iğne ucuyla oluşturulan minimal bir hasar üzerine verdiğimiz şekerli serum ve o bölgeye tamirci hücrelerinin toplanarak, orayı iyileştirmesi. Aynı elinizdeki bir kesiğin iyileşmesi gibi düşünebilirsiniz. Bu şekilde bedeni bedene iyileştirmiş oluyorsunuz."

Operasyon geçirmiş ya da geçirmemiş, ağrısının sebebini bulamayan, doktordan doktora dolaşıp derdine derman bulamayan hasta gruplarından yoğun talep gördüklerinin altını çizen Solmaz, 4 yaşından 95 yaşına kadar hastaları olduğunu sözlerine ekledi.
KAYNAK : YENİ HABERDEN

OTURARAK NAMAZA PROLOTERAPİ TEDAVİ YÖNTEMİ

Dr. Öğretim üyesi İlker Solmaz: - "Hareketsizlik vücudun en büyük düşmanı. Hareket etmeyen bölge kireçlenir ve ağrılar başlar. Ağrı kesici bir ağrıyı kökünden tedavi etmez. Bundan dolayı camilerde mümkün olduğunca oturmadan namaz kılınmalıdır. Bu tedavinin temelinde vücudun bağışıklık mekanizmasının kullanılması yatıyor" - "Dizlerinin üstünde veya ayakta namaz kılamayanlar için Diyanet İşleri Başkanlığımızın 'sandalyede namaz kılabilir' diye fetvası var. Ancak bu sandalyelerin gittikçe çoğaldığını kadınlar bölümünde de çoğaldığını üzülerek görmekteyiz. Esasen doktorların kesinlikle ayakta namaz kılamazsın, secde edemezsin, rüku edemezsin dediği hastalar elbette ki müstesnadır"

ANKARA (AA) - Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezi (GETAT) Sorumlusu Dr. İlker Solmaz, hareketsizliğin vücudun en büyük düşmanı olduğunu belirterek, "Hareket etmeyen bölge kireçlenir ve tedavisi zorlaşır." dedi.

Ankara Müftülüğü, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile Ankara il Sağlık Müdürlüğü'nün desteğiyle cami cemaatine yönelik düzenlenen programda, hareketliliğin önemi ve dizlerde kireçlenme olarak kendisini gösteren rahatsızlıklara karşı uygulanan "Proloterapi tedavi" yöntemi hakkında bilgi verildi.

Programda konuşan Dr. Solmaz, namaz hareketlerinin egzersiz açısından bedene faydalı olduğunu belirterek, "Oturarak namaz kıldığımızda yapmış olduğumuz eksik egzersiz hareketinin vücudumuza hiçbir faydası yok." diye konuştu.

Solmaz, bel, boyun ve iskelet sisteminde oluşan kireçlenme ve sıvı azalması tedavisinde kullanılan proloterapi yönteminin her yaşta uygulanabileceğine dikkat çekti. Solmaz, yöntemin eklem bölgelerine şekerli serum enjekte edilerek yapıldığını bildirdi.

Proloterapi yönteminde ilaç kullanılmadığını belirten Solmaz, şöyle devam etti:

"Şifa, kendi bedenimizde. 'İlaç olarak neyi kullanıyorsunuz' sorusu sorulduğunda ben 'Allah'ın eczanesini kullanıyorum' diyorum. Hareketsizlik vücudun en büyük düşmanı. Hareket etmeyen bölge kireçlenir ve ağrılar başlar. Ağrı kesici bir ağrıyı kökünden tedavi etmez. Bundan dolayı camilerde mümkün olduğunca oturmadan namaz kılınmalıdır. Bu tedavinin temelinde vücudun bağışıklık mekanizmasının kullanılması yatıyor."

Yöntemin, 4-6 seans arasında olumlu sonuçlar verdiğini vurgulayan Solmaz, hem yurt içinden hem de yurt dışından 10 bine yakın kişinin tedavi için başvurduğunu söyledi.

Şehir Hastanesi'nde de GETAT Merkezi'nin açıldığını belirten, Sağlık Müdürü Prof. Dr. Özkan Ünal, tıp çalışmalarının geliştirileceğini, toplumsal faydayı önceleyen çalışmaların devam edeceğini bildirdi.

Sandalye ile namaz kılan vatandaşların sayısının çoğaldığını belirten Ankara Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu ise "Dizlerinin üstünde veya ayakta namaz kılamayanlar için Diyanet İşleri Başkanlığımızın 'sandalyede namaz kılabilir' diye fetvası var. Ancak bu sandalyelerin gittikçe çoğaldığını kadınlar bölümünde de çoğaldığını üzülerek görmekteyiz. Esasen doktorların kesinlikle ayakta namaz kılamazsın, secde edemezsin, rüku edemezsin dediği hastalar elbette ki müstesnadır." dedi.
KAYNAK : YENİ AKİT

PROLOTERAPİ KAS ve EKLEMLERİ ONARIP GÜÇLENDİRİYOR

Memorial Wellness Manuel Tıp Bölümü'nden Dr. Metin Mutlu, eklem ve kas ağrılarının proloterapi ile tedavisi hakkında bilgi verdi.

Sağlıklı bir bedene sahip olmak için bol hareket etmek ve düzenli egzersiz yapmak gerekiyor. Hareketsiz bir yaşam tarzı ise sıklıkla diz, kalça ve omuz ağrılarına sebep oluyor. Sürekli yaşanan bu ağrılar gündelik hayatı kısıtlıyor. Kas ve eklemlerdeki ağrılardan ameliyatsız bir tedavi yöntemi olan proloterapi ile kurtulmak mümkün olabiliyor.

Proloterapi tedavisi ile hasarlı dokular onarılıyor

Düzenli egzersiz ve hareketin olmadığı bir yaşam tarzı birçok kas ve iskelet sistemi rahatsızlığını beraberinde getirmektedir. Zamanla hantallaşan kas ve eklemlerde kan akışı yavaşlar, dokuda zayıflamalar ve ağrılar oluşur. Proloterapi eklem, kıkırdak, bağ ve kaslara, oradaki dokuları onaracak ve güçlendirecek tedavi karışımlarının enjekte edilerek tedavi edilmesi yöntemidir. Bu karışım vücuttaki hasarlı ve ağrı yapan bağ ve tendonların tamir edilmesi ve kuvvetlendirilmesi için uygulanmaktadır. Ağrıyan eklem ve bağlara enjekte edilen solüsyonlar tahriş edici etki yaratarak kas ve bağ dokunun kendini tamir etmesini ve kan akışını eski haline döndürerek iyileşmeyi sağlamaktadır. Özellikle ana eklemlerde diz, omuz ve kalçaya uygulandığında başarılı sonuçlar vermektedir.

Diz eklemi proloterapi ile güçleniyor

Diz ekleminin görevi bükülüp açılmaktır. Fakat yaş ilerledikçe diz eklemi yaşlanır ve bükülememeye başlar. Menisküs, bağ dokularda yıpranma, tendon ve kas yırtıkları dizlerde görülen sorunların arasında yer almaktadır. Bu sorunlar dizde denge bozukluklarına neden olmaktadır. Proloterapi tedavisinde ilk adım, görüntülüme yöntemleri ile dizin durumu değerlendirilerek enjeksiyon yapılacak noktaları belirlemektedir. Dize yapılan proloterapide önce dizi tutan bağ ve kaslardaki hasarlar onarılarak güçlendirilmektedir. Böylece dizin, sağa, sola ve içe oynaması önlenerek, dizde doğal bir korse ya da dizlik varmış gibi sabitlenerek, diz eklemi stabil hale getirilmektedir. Dizi tutan bağlar ve kaslar güçlendirildikten sonra diz içine yapılan enjeksiyonlarla buradaki hasarlar onarılmaktadır.

Hipermobilite sendromunda da uygulanabiliyor

Prolotreapi aynı zamanda hipermobilite sendromu denilen, eklemleri normalin üzerinde hareket genişliğine sahip olan kişilerde koruyucu tedavi olarak kullanılabilmektedir. Hipermobilite sendromu olan sporcular fazla esnek oldukları için kolları fazla dönebilir ya da dizleri fazla geriye gidebilir, bu da sporcuları sakatlanmalara açık hale getirebilmektedir. Bu tedavi etkin olarak hipermobilite sendromu olan sporculara da yapılabilir. Böylece sık sakatlanmaların önüne geçilerek sakatlıktan korunma sağlanabilmektedir. Proloterapi tedavisi 18 yaşından sonra, yani büyüme sona erdikten sonra uygulanabilmektedir.

Pasif egzersizler proloterapinin kalıcılığını artırıyor

Proloterapi uygulamasının sıklığı kişinin yaşına, hastalığına, kas ve iskelet yapısına göre değişebilmektedir. İki haftada bir yapılan tedavi toplamda 6 ile 8 hafta uygulanabilmektedir. Her uygulama yaklaşık yarım saat sürer. Tedaviden en az 3 gün önce ağrı kesici ilaç alımını bırakmak gerekmektedir. Proloterapi uygulamasından sonra kişinin dikkat etmesi gereken unsurlar bulunmaktadır. Kişi tedavi olduğu süre zarfında bir takım pasif egzersizler yapmalıdır. Bu egzersizler sorunlu bölgedeki kan akışını hızlandırarak yine dokuların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olmakta ve tedavinin kalıcılığını artırmaktadır. Düzenli egzersiz yapmak kişinin hayatının bir parçası haline gelmelidir.

Proloterapi manuel terapi ile kombine edilebiliyor

Proloterapi manuel terapi yapılırken uygulanabilmektedir. Manuel terapiye insanlar eklemlerindeki bir kısıtlılık ya da ağrı nedeniyle gelmektedir. Ekleme yapılan manipülasyon ve mobilizasyonla eklem açıları normal hale getirildikten sonra proloterapi tedavisiyle de eklemlerin açıları korunarak sabitlenmektedir. Örneğin omzunda sinir sıkışması olan bir kişinin siniri, manuel terapi ile açılabilmektedir. Bu bölge rahatlatıldıktan sonra proloterapi ile hasar gören bölge ve bağlar kuvvetlendirilmektedir. Bu iki tedavi hastanın uzun vadeli problemler yaşamadan hayatına dönmesini sağlamaktadır. Bütün bu işlemler tam donanımlı sağlık merkezlerinde ve uzman hekimlerce yapılmalıdır.
KAYNAK : HABERLER.COM